Friday, July 19, 2013

Öteki Ermeniler: 1915′ten 2013′e – Senan Porteron (Radikal Blog)

11 yaşında bir çocuktum. Bakü’de mahallemizde çok eski bir bina vardı. Kimsenin yaşamadığı, tarihi bir bina. Her gün en az bir kere o binanın önünden geçerdim. O binanın ne olduğunu çok merak ediyordum. Bir gün babamla binaya bakmaya gittik. Binanın arka tarafında Ermenice yazılar vardı. Babam, ‘bu bina Ermenilerden kalma’ dedi. Eskiden o binada Ermeniler yaşıyormuş. Bir kaç ay sonra o binayı yıkıp yerine 16 katlı büyük bir bina yaptılar. O bina yıkıldığı zaman çok üzülmüştüm. Ermenilerden hatıra olarak bize kalan tek bina oydu belki de. Yıkıldığı gün babam bana Ermeni komşularından bahsetti. Çok misafirperver olduklarını ve inanılmaz yemek kültürü olduğunu anlatıyordu. Sürekli beraber olduklarını ve gerçekten çok iyi anlaştıklarını anlatıyordu. Anlattığı zaman bile gözleri parlıyordu. O dönemi, o günleri, Ermeni komşularını özlediğini biliyordum. Tabii yıllar geçti şuan Bakü’de herkesin dilinde Ermenilere karşı nefret söylemleri var. Bu nefret söylemi özellikle de gençlerin dilinde çok fazla var. Her şeyden önce Ramil Seferov örneği var. NATO’nun “Barış İçin Ortaklık” programı dahilinde kurs gördüğü Budapeşte’de bir Ermeni subayı öldürmekten ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmişti. Ancak söz konusu Ermeniler olunca adalet yine işlemedi. Karardan sekiz yıl sonra 31 Ağustos 2012 tarihinde Azerbaycan’a iade edilmiş ve aynı gün içerisinde Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev tarafından hakkında af kararı çıkartılmıştı.
Azerbaycan kadar olmasa da Türkiye’de de çok farklı değil bu durum. Herkesin dilinde bir Ermeni var. Herkes o Ermeni’ye hakaret ediyor. Yıllar geçtikçe nüfusu düşen, kültürleri bitirilmeye zorlanan, ezilen, ötekileştirilen Ermeniler var. 1915 soykırımından sonra sadece o soykırımla kalmayıp cumhuriyeti geçtikten sonra da Ermenilere karşı nefret söylemleri hep vardı. Ermeniler için adalet yok, Ermeniler için eşitlik yok, Ermeniler için özgürlük yoktu. Ne yazık ki, bugün de yok.
1915′te yapılan bir soykırım var. Neredeyse üzerinden 100 yıl geçecek ve bu toplum hiç değişmedi. Hep aynı nefret, hep aynı ırkçı söylemler. Hala Ermeni kültürünü yok etmek isteyenler var. Şimdi de Muş’ta tarihi Ermeni evleri hakkında ‘kentsel dönüşüm var’ diye yıkım kararı çıktı. Ayakta kalan 20 evin kurtarılması için kampanya başlatıldı. Aslında Ermenilere ait kültür varlıklarının yok edilmesi 1915 Ermeni soykırımının devamıdır. Sadece Muş değil, diğer şehirlerde de Ermeni ve Rumlara ait mülklere yönelik sürdürülen talan ve yağmalar olacaktır.
Muş ile sınırlı kalmayan ağır bilanço: 
» Tekirdağ Malkara’daki Ermeni mezarlığının üstüne ocakbaşı-restoran yapılacağı ve tahliye çalışmaları yapılan mezarlıktaki kemiklerin ortalığa saçıldığı, bir kısmının çöpe atıldığı haberleri basına yansıdı. Mezarlıktan çalınan mezar taşlarının altyapı çalışmalarında lağım kapağı olarak kullanıldığı, yeni bir altyapı çalışması sırasında kanalizasyonda Ermenilere ait mezar taşlarına rastlandığı ortaya çıktı.
» Siirt Eruh’taki Dih Mahallesi’nde bulunan Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi, vali ve kaymakamın işbirliğiyle satıldı.

» Sivas’a gezi düzenleyen Ermeni toplumu üyeleri, Sivas’taki Ermeni mezarlığının yol yapım çalışması gerekçesiyle talan edildiğini, hafriyatla ortaya çıkan insan kemiklerinin yol kenarlarına kadar saçıldığını yerinde gözlemledi. Kabristandaki mezar taşlarının akıbeti ise bilinmiyor.
» 1964’te Menderes döneminde müzeye dönüştürülen Trabzon’daki Aya Sofia Rum Ortodoks Kilisesi, 13. yüzyıldan kalan tarihî mozaik ve freskleri göz göre göre tahrip edilerek camiye çevrildi. Yöre ahalisi tarafından dile getirilen, “Namaz kılacak yer mi kalmadı? Yakında zaten bir cami var” itirazlarına aldırış eden bile olmadı.
» Nevşehir’de “kentsel dönüşüm” bahanesiyle bölgedeki Rum mahallelerinde yer alan ve Rum mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtan tarihî yapılar yerle bir edildi.
1915’le yitirilen özneler
Raymond Kevorkian ve Paul Paboudjian’ın kaleme aldığı Dans L’Empire Ottoman Les Armeniens kitabının verilerine göre 1915 öncesinde 299 kilise, 94 manastır, 53 kutsal mekân, 135 Ermeni okulu ve Ermeni mezarlığının bulunduğu Muş dolaylarındaki 339 köyde, 75 bini aşkın Ermeni yaşamaktaydı. Ermeni Soykırımı’nın mimarı Talat Paşa’nın Kara Kaplı Defteri ’nde yer alan verilere göre, o dönem Bitlis vilayetine bağlı olan Muş ve dolaylarındaki 114.704 Ermeni “tehcir” yolculuğuna çıkarılarak ölüme gönderildi. 1917’deki nüfus sayımında ise bölgedeki Ermenilerin yüzde 99’unun “kayıp” olduğu kaydedildi.

Barıştan, vicdandan, saygıdan bahsedip hala Ermeni’yi öteki olarak gören, düşman olarak gören insanlar var. Ermeni kültürüne sahip çıkın, bu ülkede üretilen her bir emek, her bir kültür değerlidir.